4 Ekim 2010 Pazartesi

:)AAA?!İFADELİ İLK BAŞLIĞIM

Geçen gün yazımı yazmış yayınlayamaya hazırlanıyordum.İçeriğine bir baktım.Karanlıktan başka bir şey yok.Kimseyi kötü bir şekilde etkilemeye hakkım yok.Haftasonu Bandırma'daydım.Yazımın içeriğinin toptan değişmesine yetti bu ziyaret.Formula 1 deki deyimle pit-stop yaptım.

Okul yollarında gide gele yolculuğa alıştım zaten.Bundandır ki yolculuk kısa geldi.Cumartesi sabaha karşı 4:21 gibi Bandırma Garı'ndan şehire gitmek için servise biniyordum.Bir baktım bana göre saat 4 yönünde benim hakkımda konuşuyorlar.Bir tanesi diyordu işte:-Yok ya,o bavul kesin boş!Yoksa nereye kaldıracak bu onu.Bir de boş bavulu niye taşırlar bilmem ki?(Devamında aralarında gülüşmeler)

O saatte başka ne konuşabilirler?Bilmem ki.Neyse servis indi şehre.Bir tek börekçi dükkanını açmaya çalışıyordu.4:35 'te evdeydim.Yazık,annemle babam bir oğlan çocuğunu karşılamak için uykularını heba etmişlerdi.Sağolsunlar;)Dilara'ya baktım.Uyurken gördüm onu.Sabah da o beni uyurken görmüş.


(İnsanın kendi resmi yatağı gibisi yok)

Uyanmanın ardından yurttaki o sıradan kahvaltının yanında muhteşem duran kahvaltıyla karşılaştım.Dilara, boynunda düşürmediği makinesiyle bu manzarayı görüntüledi. (Üzerine tıklayıp büyütün.Daha güzel gözüküyor)
Tabii bu başlangıçtı.Bana 5-6 saat tokluk verecek derecede beslendikten sonra kahvaltı sona erdi.Ama sofra boş olunca mânası olmuyor.Okulda ve yurtta yalnız yemek o kadar zor ki.Bir ekmek parçası bile boğazıma diziliyor.Tamam belki yaşamda pekçok açıdan yalnızım ama.En zorlarından birisi sofradaki yalnızlık bence.Sıradaki fotoğraftaki ortamdır bence sofraya anlam veren: (Çekirdek aile:Anne,baba ve çocuklar)


Kahvaltıdan sonra eski bir dost ile hasret giderdim.O da beni özlemiş sanırım:
Hiç demeyin saçmalama diye.Özlediğim şeyler için bir liste yapsam ilk 10 da yer alırdı kendisi.


Eskiden olsa Dilara aynı anda diş fırçalamak için bile banyoda beraber bulunmaktan hoşlanmazdı.Bu duvarı yıkmışa benziyor.


Bu arada kıyafetini de değiştirmiş.Ne ara yaptıysa artık.Benim de üzerimde deplasman pijaması.


Sonrası Bandırma hava alması.Bu arada hava sözü verdiğim yeni arkadaşlara havalarını takdim edeceğim bu gün.

Küçü(Dilara'nın adının benim ve annem tarafımdan kullanımı.Babam,Diloş diyor.Madem kullanmayacaktık.Ne diye Dilara yazıyor nüfus kağıdında?) ile tavla oymaya çıktık.1-1 oldu.Sonrası sarmadı. (Arkadaki adam, dumanını Dilara'yı süzerek mi üflüyor?)



Beni dinleyen,anlayan,olayları farklı bir açıdan yaklaşmamı sağlayan,benim ona destek olmam gerekirken benim ondan destek gördüğüm,o değerli vaktini benden esirgemeyen,beni benden daha iyi tanıyan,fiziksel olarak olmasa da diğer yollarla yanımda olan ve bu kadar betimlemeyi hakeden Ecem ÇELİK'e teşekkürü borç bilirim.Onca aradan sonra yüzyüze görüşmemek olmazdı.Daha sonra bize sırasıyla Dilara,Büşra,Ecem Baykal ve Pelin de eşlik etti.Eski dostlar.Bir baktım hepimiz büyümüşüz.Daha dün yerden yüksek oynuyorduk.


Madem teşekkür kısmına geldim.Söz etmeden geçmeyeyim.14 Ağustos'tan beri ne sorsam sabırla yanıtlayan beni hiç geri çevirmeyen,mol sayısına ulaşacak sayıdaki saçmalamalarıma(mübalağanın(abartmanın)da bu kadarı!) katlanan Sema YILDIZ'a teşekkür ederim.O kadar fotoğraf koymuşsun.Hani Sema'nın ki diyebilirsiniz.Yok ki!Ama bu günki tanışıklığa bir fotoğraf sebep oldu.Bu da yeter sanırım.

Bu yazı için Bandırma'dan paylaşacağım fotoğraflar bu kadar.Akşam yemeğinde,geçen öğretim yılında ekvatorun çapına nasıl yaklaştığımı hatırladım.O kadar yemeğe geçen gün okulda gördüğüm ve rüzgardan dolayı uçmasından endişelendiğim kız bile duba kadar olur.Sofra içeriğinden söz etmeyeceğim.Ama şunu söyleyebilirim ki:Bir ailenin buluştuğu en iyi yer sofra.Siz de vaktiniz varken bolca vakit geçirmeye çalışın orada.Dışarıda atıştırıp sofraya oturmamazlık etmeyin.Ben pişmanım şimdi bu sebepden dolayı en fazla 2-3 yemek kaçırmış olduğum için bile.Şimdi düşünüyorum.Akşama ne yemek var?Ondan da önemlisi sofrada benimle oturacak bir insan olacak mı?

Bu fotoğrafı komşum Hasancan çekti:
Lafım kutudaki yazı için.Ve size tavsiyem bu ürünü kullanmayın.Çünkü yuva yıkanın yuvası olmaz.

Bu hafta da karikatür yayınlamıyorum.Türk Dili dersindeki sunumda avantajlı kesim gözlemleme imkanı bulacaklar çalışmalarımı.Daha sonra buraya açılmaya devam edeceğim.




Bu kadar görüntüden sonra yazıya gelelim.Diyebilirsiniz ki sen değil miydin yalnızca fikirlerini.çalışmalarını burada yayınlayıp,magazine kaçmayacak olan.

Evet haklısınız .Bunu ben dedim.Sebebi ise yüzyüze anlatacak bir şeyimin kalmaması endişesiydi.Ama, ne anlatacak eski bir dost vardı yanımda artık ne de yeni insanlara bir şeyler anlatmam için cesaretim.Hâl böyle olunca ne buraya bir şey yazabildim ne bir şey anlatabildim.Dengeyi kurmak için sabır ve zamana ihtiyacım var.

Bu haftaki içeriğimden dolayı ailesinden ayrı olup bayramdan evvel görüşemeyecek olanlar için özür dilerim.Niyetim sizi kırmak değildi.Dün gece Yiğit ile konuşurken doğaçlama bir söz söyledim:Karanlık derinliklere doğru düşerken bir gülümseme senin tutunacak dalın olur.

Yaşamınızda o gülümsemeyi bulmanız dileğiyle...

Baş-baş

21 Eylül 2010 Salı



İngiliz futbolcu David Beckham ve hanımı Victoria Beckham parfüm reklamında ateşli çifti canlandıracakmış.Sizi bilmem ama ben parfüm reklamlarında sıkıldım.Bilirsiniz parfüm reklamında güzel,çekici kız parfümü 25-30 cm'lik mesafeden sıkar.Parfümün bayanın bedenine ulaşmadan önceki tüm moleküllerini gözlemleriz.Sonra bayan havayı içine dişlerine sürttüre sürttüre çeker.Ardından şehvetli bir ohhhhh sesi.Bunu takiben oğlanlar kızın peşine hayranca takılır,kendini kaybeder.Neymiş bu reklamdan almamız gereken mesaj?O marka parfüm karşı cinsten bir kişiyi baştan çıkarırmış.Yok böyle bir şey ya!

Temmuz ayında yakın zamanda reklam ajansında metin yazarlığı yapan biriyle görüşme fırsatım oldu.Ona bu durumdan söz ettim.Başka bir senaryoyla tanıtım olamayacağını,başka bir şekilde istenen mesajın verilemeyeceğinden söz etti.Bu duruma umarım değişik bir bakış açısıyla yaklaşacağım.Üniversitede yeni tanışacağım insanlarla parfüm reklamlarının bu benzerliğine son vereceğim.En olmadı bu durumda da gemime yelkeni ve rüzgarı ben çizerim.

Ben kardeşimi parfüm kullanırken gözlemledim.Kendisi parfümün yaklaşık beşte birini üzerine boca ettikten sonra dışarıya çıkıyor.Sosyal yaşamda vakit geçirdikten sonra sağ salim eve dönüyor.Ya parfümde bir sorun var ya da erkek arkadaşının olması ona bu konuda bağışıklık sağlıyor.

Kocaeli bana sivrisinekleriyle hoş geldin dedi.Güzel bir gece yaşattılar bana.Bu demek istediğimi anlatır belki size: dogukanin_uykusu.part1.rar,dogukanin_uykusu.part2.rar

Annem,şampuan tükenince içine biraz su katar ve en azından şampuanın ömrünü bir-iki sıkımlık uzatır.Penguen'de bu durumu Barış Atar,Mini Çakal köşesinde çizmişti.Ben benzeri bir durumu ketçap için kullanmayı düşündüm.Böyle ne kadar sallasan da aşağıya akmayan ama kapağı çıkarıp delikten içeriye bakınca öbekçe yer çekimine meydan okuyan ketçap kütlesini şampuan gibi su katıp kullanmayı düşündüm.Kötü olurdu sanırım.

Düşünsene köfteye sıkayım diyorsun.Foşşş sulu köfte!Iyyyy,sulu şaka-espri oldu.Neyse belki bir arkadaşınıza şaka yaparsınız bu şekilde.Kulağınıza küpe olsun.Bu deyim de eskiden sadece dişilere özgüyken bence Yavuz Sultan Selim ile beraber unisex bir deyim olmuştur.Yani her iki cins için de kullanılabilir bir hale gelmiştir.
(Bandırma Eğitime Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği Başkanı Özgür İYİM)
Bandırma Belediyesi,Herkes için Eğitim Kampanyası altında her türlü eğitim yayınını ekonomik durumu iyi olmayan arkadaşlarımız için topluyor.Eğer elinizde bu tür yayınlar varsa çöpe gideceğine ülkenin geleceğine gitsin.Ben elimdeki üç çuval dolusu yayını 'Ben kazandım.Sıra bu insanlarda'diye içimden geçirerek paketleyip teslim ettim.Bandırma'da belediye nikah dairesinin altına götürebilirsiniz.Diğer şehir belediyeleri de benzeri çalışmalar yürütüyor olmalı.Katılmanız dileğiyle.

Fotoğraf makinemin pili bittiği için karikatür fotoğrafı çekip yayınlamıyorum.Telafi ederim umarım.Özür dilerim.

Bu hafta hoşuma giden bir şarkıyı sizlerle paylaşmak istedim:http://www.dailymotion.com/video/x5rm27_keane-nothing-in-my-way_music?enable_html5=true

Geçenlerde Oyuncak Hikayesi 3'ü izledim.Gözyaşlarıma engel olamadığım filmler listesine eklendi.Vaktiniz varsa izleyin.Ben kendimden bir şeyler buldum.Siz de bulursunuz muhakkak.

Önceki yazımdan dolayı bana geri dönüşleriniz hoşuma gitti ve paylaşım yapmaya daha da teşvik etti beni.Teşekkür ederim vaktini bu blogu okumaya ayıran ve kendinden bir şeyler bulanlara...

Görüşmek üzere...

Baş-baş

14 Eylül 2010 Salı

OKUYOM BEN YAAAA!

Yazım gecikti.Annemler(annem+babam) Lys davasına interneti kapattırmasaydı internet evlerini ve kablosuz ağ şebekelerini aşındırmazdım.Bir de bayrama denk geldim bu sefer.Bu ne ya?Eskiden bayram harçlıkları panayır,lunaparkta harcanırken günümüzde çocuklar internet evine doluşmuş.Counter,Knight,Lord of the rings,Call of Duty Lcd ekranlardan gördüğüm oyunlardı.Yer yoktu.Evde yazdım.Bu seferki yazım için haber topladım.Buyrun...

İlk haberim:Coşkun Sabah kendisini Tv kanallarının boykot ettiğini,program yapamadığını,bir konuşursa ailesine zarar gelebileceğinden sustuğunu belirtip canlı yayında göz yaşlarına boğulmuş.Coşkun ağabey,yıllarca udunla Anılar,Doyamadım gibi şarkılarla hafızamıza kazındın.Sibel Can'a,Volkan Konak'a vb. özenip akşam program yapmayı düşünüyorsan o iş yaş.Çünkü ismin uymuyor.Sabah programı için teklif götürsen bence harika olur.Sadece adın yeter programa:COŞKUN SABAH.


Brad Pitt,uçakta hostesle sevişmiş.Ya ayıp ve bu kadar nefsine hakim olamamazlık olur mu?Brad'cim,evde gül gibi hanımın Angelina Jolie durup hem kendi hem de evlat edindiği çocuklarla uğraşıp yaşam savaşı verirken senin yaptığın oluyor mu?Puhhhh sana.Veeeeeee son dakika!Angelina Jolie,sel felaketi yaşayan Pakistan'a yardım için uçakla gidiyormuş.Haydi Brad'cim ye benini kudur-kudur-kudur...


Facebook bu aralar çok kalabalık.Girişler sınavla olsun bence.


Posta Gazetesi'nin seri ilanında denk geldim:'Bandırma'da ev işlerine yatılı kalacak yardımcı bayan arıyorum' .İlanında devamında sadece numara vardı.Cinsiyet saptayabileceğim bir isim yoktu.Çok şüpheli!


Düşünsene,Harry Potter'daki Voldemort kimliğini kaybetmiş ve ilan vermiş:'Kimliğimi kaybettim.Hükümsüzdür.İMZA:KİM-OLDUĞUNU-BİLİRSİN-SEN'



Vedat Türkali'nin romanından uyarlanan Fatmagül'ün Suçu Ne? dizisine yanıt olarak Fatmagül'ün tekrar Aşk-ı Memnu'nun SENARİST ve YÖNETMENiyle çalışacak olması.Yeni yastık alma vakti geldi Beren'ciğim.Google'da bulduğum ve yıllar önce Hülya Avşar'ın başrolünde oynadığı aynı adlı filmin afişi de düşüncemi teyit eder nitelikte.Tıkla da gör.




Bardakta mısır-Bardakta mı sır?Ben de bilmiyorum nerede olduğunu.


Üstün Dökmen'e aslını hediye edip beğenisi aldığım,Bandırma Yaşam Gazetesi'ne dosyamla götürüp yanıt alamadığım karikatürümü beğeninize sunuyorum.Üzerine tıklarsanız daha iyi görürsünüz.



Paylaşacağım şeyler bitmedi ve umarım bitmez.Daha istikrarlı yazılarımda görüşmek dileğiyle...


Baş-baş...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

KOPYALA-YAPIŞTIR

Başlığın sebebi ilk defa klavye başında yazı yazmayıp,defterime yazdığım şeyleri buraya geçirmem.

Atıştırmalık başlıkların dışında yazmayalı altı ay oldu.
Araya birçok etken girdi.Yazın neden yazmadın diye sorabilirsiniz...Bahane perdesini çekebilirim o zaman.Yazın vakit ayırmayı düşünmedim.Üşendim burada yazı yazınca insanlarla yüzyüze görüşmemde anlatacağım bir şeylerin kalmayacağını sandım.Ama taşı sıksam muhabbet çıkaracağımı düşünmeye başladığım için devam kararı aldım.


Şimdi kumsaldayım.Deniz çarşaf gibi derler aynen öyle.Hatta kumsal,üstünü açık bırakmak istemeyen insanın pikeyi,yorganı vb. çekiştirmesi gibi denizi üstüne çekip örtüyor.
Kumsalda artık çocuklar yok.Kumdan kaleler yapan,suya mânasızca dalıp çıkan sonra kulağına su kaçırıp gecenin bir yarısı ailesine soluğu acilde aldıran çocuklar gitmiş.Kovasını,deniz yatağını paylaşmak istemeyenler bile.Paylaşmak istemedikleri kimse kalmadı diye.

Kumsal, kendisini terk edenler için rüzgardan yardım istemiş.Rüzgar da onu kırmayarak esmiş ve kum taneciklerini birbirine katarak birkaç gün öncesine kadar keyifle misafir ettiği ayak izlerini yok ettirmiş.Sadece benim ayak izim var şu anda.Birazdan ben de gideceğim.Sahur vakti yaklaşıyor ve kardeşim rica etti gelince beni uyandır diye.Belki ayak izlerimi silmez ;kumsal, satırlarımda ondan söz ettim diye.

Rüzgar,çorabımın tepesinden kaprimin paçası arasına hoş bir şekilde temas ederken olay örgüsüne geçiyorum.


Lys bitti,tercih dönemi bitti,yerleştirme bitti.Yeni bir eğitim yaşamı başladı.Sınavı düşününce virgül sonrası değerin bile yaşamı nasıl etki(Annemin 'Eve gel,in cin top oynuyor.Başına bir iş gelir.Gecikme'diye telefonu araya girdi.)lediğini düşününce hayrete düşmemek elde değil.Benim için en önemlisi,yeni tanışacağın insanları etkiliyor.İnsan her yerde insan.Ama durumun içine duygular girince değişiyor durum.

Bu arada az önce rüzgarın temas ettiği o arayı sivrisinek de es geçmedi.
Herkes yeni beklentiler içinde.İlk heves ,üniversitede bunu,şunu........ yapacağım.Üstün Dökmen'le görüşme imkanı buldum.Sağolsun beni geri çevirmedi.Kendisi bana yoğun bir dönemden çıkıldığı için yoğunluğun alışkanlık kıvamına geldiğinden söz etti.Hedefleri azaltmanın yararlı olacağını adım adım hareket etmek gerektiğini söyledi.

Olay örgüsü yazmayı epey azaltacağım.Çünkü burayı düşüncelerimi anlatmak için açtım.Eğer yaptığım her işi,eylemi anlatırsam bu hem başkasının yaşamını takip edip kendi yaşamını geri plana atma olur sizlerin açısından.Hem de buranın günümüzdeki herhangi bir gazetenin magazin bölümünden hiçbir farkı olmaz.

Bu kadar göz yorduğum yeter.Bir dahaki yazımda görüşmek üzere...


Baş-baş

17 Ağustos 2010 Salı

ZÜMBÜRÜK

Merhabalar,epeydir bu blog sayfası için klayvenin tuş sesini duymuyor,duyurmuyordum.Yaz boyunca pekçok veri topladım.Yazdım,çizdim.Bunları temize çekip toparlama vakti.Yeni konular yolda,kafada...Beklemek kötü ama bekleyene kadar vakit geçirebileğiniz birçok kaliteli site var...

Az kaldı...Görüşmek üzere.Baş-baş

12 Şubat 2010 Cuma

SON

Merhaba,bunca zamandan beri takip edenlere etmeyenlere teşekkür ederim.Sınavların nefesini ensemde hissettiğimden dolayı yazılarıma uzun bir ara vermek zorundayım.Aile ya da dershane zorlaması değil bu.Tamamen kişisel.

Nice özgün çalışmaları sizlerle buluşturmak için çabalıyordum.Hepsi yaklaşık beş ay beklemek zorunda kalacak.Olur da birşeyler sunarsam bana e postalarınızı iletmeniz dahilinde sizlere ulaşırım.

Kusura bakmayın duygulu bir veda konuşması olmadı.


GİDİYORUM SINAV İÇİN,DÖNECEĞİM SİZİN İÇİN...

2 Şubat 2010 Salı

HAFTALIK DEĞERLENDİRMEM

Merhaba,kusura bakmayın etkileyici bir başlık bulmak için çabaladım ama olmadı.Sanki diğer başlıkların çok etkileyiciydi diyebilirsiniz.Tercih sizin.




Dershanenin yaptığı çalışma programını uygulamakla meşgulüm şu sıralar.Sıkıldım ya.Okul kapandı daha başımı kaldırıp hoh! diyemedim.Çalış çalış.Cuma dershane başlıyor.Şunun şurasında 2günüm kaldı kendime ayırabilecek.Anneme diyorum gidelim Bursa'ya.Nuh da demiyor.Peygamber de demiyor.Buzlanma var,yağmur var falan diyor.Kendisine ehliyetini gidip iade etmesi teklifinde bulundum.Benimle uğraşma dedi.Konuşmalarımız şu sıralar sürekli 'Babanı arıyorum şimdi!'ile sona eriyor.Babama bana Nintendo DSi alması için girişimde bulundum.Şimdilik sıcak yaklaştı.






Bandırma Spor-Balıkesir Spor maçı vardı pazar günü , ona gittim.İsimleri o spor bu spor diye geçiyor memleketimin takımlarının ama ben daha birinin bile futbol dışında bir sporsal etkinlik yaptığını görmedim.Bir Trabzonspor var futbol dışında sporsal etkinliklerle uğraşan bildiğim.Neyse maça gitmek için erken kalktım.Meydanın oradan sesler geliyordu.Gidip bakayım oradanda stada uzanırım dedim.Aklımda stada otobüsle gitmek vardı.Ancak taraftar grubu yolun ortasında yürümeye başlayınca otobüsünde yolu kapandı.Ben de gruptan bağımsız bir şekilde stada yollandım.Erken gidip uyanıklık yaptığımı zannediyordum.Kapının önündeki yığını görünce tek uyanığın ben olmadığını anladım.Hatta uyanık sıfatını kendim için bir daha kullanmamaya karar verdim.5 TL lil bileti aldıktan sonra içeriye geçtim.Önlerde yer buldum ve oturdum.Birçok tanıdık simayı görmek hoştu.17 Eylül Stadı'nda maç izlemek değişik geliyor bugüne kadar 23 Nisan ve 19Mayıs etkinliklerinin dışında orada bulunmayınca.Maç başlamadan yanımdaki adam'Benim yerimi tut ben faksı döküp geliyorum'dedi.Önce anlamadım sonra dank etti kafama.Maç güzel başladı.Herkes uslu uslu izliyordu maçı.Güzel bir golle öne geçti Balıkesir.Kısa bir süre sonra orta niyetine açılan topun kaleye yönelmesiyle farkı 2 ye çıkardı Balıkesir.İşte o andan itibaren olanlar oldu.Karşı takımın taraftarlarına birçok küfür edildi.Bu küfürlerden Balıkesirli futbolcular ve hakem de nasibini aldı.Takdir edilecek bir yanı varsa bu durumun o da şudur:Kişileştirme ve ad aktarmalarını iyi kullanıyor taraftar.Edilebilecek küfürleri biraz düşünürseniz demek istediğimi anlarsınız.Tabi bu işin şaka kısmı.



Maçın 80. dakikasına doğru güvenlik çerçevesinde Balıkesirspor taraftarlarını dışarıya çıkarttılar.Bizimkiler 2 gol yedi ya intikamı döverek alacaklar güya!Kapıya dayandılar 'KAPILAR AÇILSIN,ÇATIŞMALAR BAŞLASIN!'Polis engel olmak istedi duruma.Taraftar yüklendi.Sonra coplar çıktı ortaya.Az önce polise söven,hakaret eden futbol teröristleri şimdi küçük çocuk gibi kaçıyorlardı.O can havliyle kaçmak için önlerine gelenin üstüne çıkmaya başladılar.Az daha beni de alıyorlardı ayakları altına.En dehşet verici şeylerden biri de orada bir babanın'Çocuk var burada'diye bağırmasıydı.Çocuk , babasının eline sımsıkı sarılmış.Havada savrulan o siyah çubuğa korkuyla bakıyordu.O düşüncesizler bu durumun çocuğun üzerinde ne etki bırakabileceğini düşünemeyecek kadar çağdışı.İnsandan daha vahşi canlının olmadığını bir kez daha gördüm böylece.Çaprazımdaki bir adam çatır çatır söktüğü koltuğu polise fırlattı.İnsanlık ayıbı!Bu arada neredeyse herkes maçı izlemeyi bıraktı.Biz bir avuç insan izlemeye devam ediyoruz.Penaltı oldu.2-1 e taşındı sonuç ve öyle de bitti.Çıkarken bir baktım o atılan koltuk kenarda öylece duruyor.Aldım belki bir işe yarar diye.Fotoğrafını haftaya yayınlayacağım.




Böyle durumlar olduğu müddetçe koşu bandında ilerleriz ancak.Acaba ne zaman rakibin attığı gol,kazandığı maç takdir edilip,rakip tebrik edilecek,herkesin ailesiyle birlikte izleyebileceği bir spor ortamı olacak?



Uzun süredir karikatürlerimi burada yayınlacağım diyorum.Geçmişte okulda yayınladığım bir karikatürümle başlıyorum.Sınıfta oluşan yer tartışma üzerine yaptım bunu:


Yazıları anlaşılmıyor diye buraya yükledim:http://cid-102aac1578a58750.skydrive.live.com/self.aspx/blog/Resim%20002.jpgTavsiyem bilgisayarınıza kaydedip yakınlaştırmanız.İlerleyen vakitlerde bu sorunu ortadan kaldıracağım.

Bu hafta İnşallah,Matrax'a katılacağım.Katılırsam yayını kaydedip yayınlarım burada.

Bu hafta sizlere güzel bir şarkıyla veda ediyorum:http://www.dailymotion.com/video/x61mt3_yzel-ve-ufuk-yyldyrym-sus-duet-90ly_music

Haftaya görüşmek üzere...