4 Ekim 2010 Pazartesi

:)AAA?!İFADELİ İLK BAŞLIĞIM

Geçen gün yazımı yazmış yayınlayamaya hazırlanıyordum.İçeriğine bir baktım.Karanlıktan başka bir şey yok.Kimseyi kötü bir şekilde etkilemeye hakkım yok.Haftasonu Bandırma'daydım.Yazımın içeriğinin toptan değişmesine yetti bu ziyaret.Formula 1 deki deyimle pit-stop yaptım.

Okul yollarında gide gele yolculuğa alıştım zaten.Bundandır ki yolculuk kısa geldi.Cumartesi sabaha karşı 4:21 gibi Bandırma Garı'ndan şehire gitmek için servise biniyordum.Bir baktım bana göre saat 4 yönünde benim hakkımda konuşuyorlar.Bir tanesi diyordu işte:-Yok ya,o bavul kesin boş!Yoksa nereye kaldıracak bu onu.Bir de boş bavulu niye taşırlar bilmem ki?(Devamında aralarında gülüşmeler)

O saatte başka ne konuşabilirler?Bilmem ki.Neyse servis indi şehre.Bir tek börekçi dükkanını açmaya çalışıyordu.4:35 'te evdeydim.Yazık,annemle babam bir oğlan çocuğunu karşılamak için uykularını heba etmişlerdi.Sağolsunlar;)Dilara'ya baktım.Uyurken gördüm onu.Sabah da o beni uyurken görmüş.


(İnsanın kendi resmi yatağı gibisi yok)

Uyanmanın ardından yurttaki o sıradan kahvaltının yanında muhteşem duran kahvaltıyla karşılaştım.Dilara, boynunda düşürmediği makinesiyle bu manzarayı görüntüledi. (Üzerine tıklayıp büyütün.Daha güzel gözüküyor)
Tabii bu başlangıçtı.Bana 5-6 saat tokluk verecek derecede beslendikten sonra kahvaltı sona erdi.Ama sofra boş olunca mânası olmuyor.Okulda ve yurtta yalnız yemek o kadar zor ki.Bir ekmek parçası bile boğazıma diziliyor.Tamam belki yaşamda pekçok açıdan yalnızım ama.En zorlarından birisi sofradaki yalnızlık bence.Sıradaki fotoğraftaki ortamdır bence sofraya anlam veren: (Çekirdek aile:Anne,baba ve çocuklar)


Kahvaltıdan sonra eski bir dost ile hasret giderdim.O da beni özlemiş sanırım:
Hiç demeyin saçmalama diye.Özlediğim şeyler için bir liste yapsam ilk 10 da yer alırdı kendisi.


Eskiden olsa Dilara aynı anda diş fırçalamak için bile banyoda beraber bulunmaktan hoşlanmazdı.Bu duvarı yıkmışa benziyor.


Bu arada kıyafetini de değiştirmiş.Ne ara yaptıysa artık.Benim de üzerimde deplasman pijaması.


Sonrası Bandırma hava alması.Bu arada hava sözü verdiğim yeni arkadaşlara havalarını takdim edeceğim bu gün.

Küçü(Dilara'nın adının benim ve annem tarafımdan kullanımı.Babam,Diloş diyor.Madem kullanmayacaktık.Ne diye Dilara yazıyor nüfus kağıdında?) ile tavla oymaya çıktık.1-1 oldu.Sonrası sarmadı. (Arkadaki adam, dumanını Dilara'yı süzerek mi üflüyor?)



Beni dinleyen,anlayan,olayları farklı bir açıdan yaklaşmamı sağlayan,benim ona destek olmam gerekirken benim ondan destek gördüğüm,o değerli vaktini benden esirgemeyen,beni benden daha iyi tanıyan,fiziksel olarak olmasa da diğer yollarla yanımda olan ve bu kadar betimlemeyi hakeden Ecem ÇELİK'e teşekkürü borç bilirim.Onca aradan sonra yüzyüze görüşmemek olmazdı.Daha sonra bize sırasıyla Dilara,Büşra,Ecem Baykal ve Pelin de eşlik etti.Eski dostlar.Bir baktım hepimiz büyümüşüz.Daha dün yerden yüksek oynuyorduk.


Madem teşekkür kısmına geldim.Söz etmeden geçmeyeyim.14 Ağustos'tan beri ne sorsam sabırla yanıtlayan beni hiç geri çevirmeyen,mol sayısına ulaşacak sayıdaki saçmalamalarıma(mübalağanın(abartmanın)da bu kadarı!) katlanan Sema YILDIZ'a teşekkür ederim.O kadar fotoğraf koymuşsun.Hani Sema'nın ki diyebilirsiniz.Yok ki!Ama bu günki tanışıklığa bir fotoğraf sebep oldu.Bu da yeter sanırım.

Bu yazı için Bandırma'dan paylaşacağım fotoğraflar bu kadar.Akşam yemeğinde,geçen öğretim yılında ekvatorun çapına nasıl yaklaştığımı hatırladım.O kadar yemeğe geçen gün okulda gördüğüm ve rüzgardan dolayı uçmasından endişelendiğim kız bile duba kadar olur.Sofra içeriğinden söz etmeyeceğim.Ama şunu söyleyebilirim ki:Bir ailenin buluştuğu en iyi yer sofra.Siz de vaktiniz varken bolca vakit geçirmeye çalışın orada.Dışarıda atıştırıp sofraya oturmamazlık etmeyin.Ben pişmanım şimdi bu sebepden dolayı en fazla 2-3 yemek kaçırmış olduğum için bile.Şimdi düşünüyorum.Akşama ne yemek var?Ondan da önemlisi sofrada benimle oturacak bir insan olacak mı?

Bu fotoğrafı komşum Hasancan çekti:
Lafım kutudaki yazı için.Ve size tavsiyem bu ürünü kullanmayın.Çünkü yuva yıkanın yuvası olmaz.

Bu hafta da karikatür yayınlamıyorum.Türk Dili dersindeki sunumda avantajlı kesim gözlemleme imkanı bulacaklar çalışmalarımı.Daha sonra buraya açılmaya devam edeceğim.




Bu kadar görüntüden sonra yazıya gelelim.Diyebilirsiniz ki sen değil miydin yalnızca fikirlerini.çalışmalarını burada yayınlayıp,magazine kaçmayacak olan.

Evet haklısınız .Bunu ben dedim.Sebebi ise yüzyüze anlatacak bir şeyimin kalmaması endişesiydi.Ama, ne anlatacak eski bir dost vardı yanımda artık ne de yeni insanlara bir şeyler anlatmam için cesaretim.Hâl böyle olunca ne buraya bir şey yazabildim ne bir şey anlatabildim.Dengeyi kurmak için sabır ve zamana ihtiyacım var.

Bu haftaki içeriğimden dolayı ailesinden ayrı olup bayramdan evvel görüşemeyecek olanlar için özür dilerim.Niyetim sizi kırmak değildi.Dün gece Yiğit ile konuşurken doğaçlama bir söz söyledim:Karanlık derinliklere doğru düşerken bir gülümseme senin tutunacak dalın olur.

Yaşamınızda o gülümsemeyi bulmanız dileğiyle...

Baş-baş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder