19 Aralık 2009 Cumartesi

Başlıktakiyle durum aynı

Bir şeyler yazmam gerektiğini bilipte ne yazacağını bilmemek zor bir durum.Harfleri tuşlarken az da olsa birşeyler zihnimde canlanmaya başladı.Bu hafta dershaneye giderken geçtiğim yoldan bahsedeceğim.




Genelde her şeyi ucu ucuna yaptığım için dershaneye yetişme işi de hep son dakikaya kalıyor.Dershane 16:55'te ise evden 16:53 te çıktığımı hatırlarım.Neyse giderken kestirme olsun diye çocuk parkından geçiyorum.Dönüşte de geçerken kestirme olsun diye orayı kullanıyorum.Ebeveynler ben oradan geçerken genelde bu genç burada ne arıyor,çocuğumuza bir şey yapabilir mi düşüncesiyle olsa gerek bir bana bir çocuklarına bakıyorlar.Elbette ki kötü niyetim yok.Bilmiyorlar ki aslında oradan sırtında çantası test kitaplarıyla dolu olan bir çocuk geçiyor.



O çocuk parkında benim de oynamışlığım var.Galiba vakit ilerledikçe çocuk parkının yerini başka eğlenceler aldı.Ama içeride bir yerde o var hâla.Çocuk parkının ilginç yönleri var.Ya da hayatın çocuk dünyasına aktarılmış şekli de diyebilirim.Orada bir sıra var.Gittiğin an istediğin her şeye binemezsin.Mesela o sırada salıncakta bir çocuk varsa o çocuğu inene kadar beklemeliydin.O çocuk bazen hiç inmez.Sen 'İN ARTIK YETER'gözleriyle ona bakarsın.Çocuk bunun ne farkında olacak?Velisi orada ise hâlden anlardı da 'Gel biz başka bir şeye binelim'derdi.Bu durumun tersi de mümkündü.Birinci sınıfa gidene kadar vaktimin birçoğunu geçirdiğim çocuk parkında bütün ihtimalleri görme imkanım oldu.




Çocuk parkında kaydıraktan kaymak güzeldi.Ama annem bu durumdan hoşnut olmazdı.Pantolon veya şortun popo kısmına denk gelen kısmının sürtünmeye maruz kalarak kirlenme veya tersten çıkmaya çalışan çocukların bastığı ayakkabıları dolayısıyla kirlenme olasılığı vardı.Annem o zamanlar da'Yıkayan var nasılsa değil mi?'derdi sitemle.Haklıydı Arçelik vardı.Ütüleyen bir makine yoktu.Ya da vardı:Biyonik makine:Annem.
Bazen çocuk parkına çok güzel kızlar gelirdi.Çocuk aşkımı demeliyim ya da ilk hayranlıklar mı bilemiyorum.Her neyse böyle güzel bir kız görünce aklım başımdan gider oyunu falan bırakır.Kızı hayranlıkla izlerdim.Hayranlığımın sebebi farklı cinsiyette olan birini merak mı yoksa ışığın o an o kızın üzerindeki yansıması mıydı acaba?O vakitlerde de üzerimde bir çekiniklik vardı sanırım.Gidip 'Merhaba,ben Doğukan.Oynayalım mı?'diyemezdim.İzlemek güzeldi.Ulaşamamak daha iyiydi.Hem o günlerde yanlış ve ilginç bir korku vardı galiba içimde.Sanki ben kıza bir şey söylesem o da gidip anne/babasına söyleyecek ve onlar da beni azarlayacak gibi geliyordu.Bu hayranlıklar ta ki kızın ebeveyninin parktan ayrılmak istemeyen kızı çekiştire çekiştire parktan çıkarmasına kadar sürüyordu.Üzerimdeki durumun temeli bir derece bu olsa gerek.



Hatırladığım başka şeylerden söz edeyim.Çocuk parkında annem en çok salıncağın bana çarpmasından korkardı.Yüreği ağzına gelirdi ben önünden geçerken.Beni birkaç kez bana çarpmakta üzere salıncaktan kurtardığını hatırlıyorum.Bir de kumda oynamaktan pek hoşlanmazdım.Çünkü tırnaklarım biraz uzun olsa bile o kum taneleri araya kaçardı ve çıkmazdı.Hiç hoşlanmazdım bu durumdan.





Yağmur yağmasını sevmedim ben sevemedim.Çünkü ne zaman yağmur yağsa annem beni çocuk parkına götürmezdi.Çamurdur,kimse yoktur ve benzeri bahanelerle laf hep karambole getirilirdi.Belki bu yüzdendir hâla yağmur yağınca içimin kararması.Galiba yağmur yağınca çocuklarını parka götürmeme tüm ebeveynlerin özelliği.
Park fotoğraflarını çekerken yağmur yağıyordu.Hiçbir çocuk yoktu orada.Kimse...Sadece ben vardım.Hâla çocuktum.Yağmur yağıyordu ve ben oradaydım.Yaş ilerledikçe sanırım sınırları biraz daha aşındırıyorum.Ya da daha sınırlara bağlı kalıyorum.Tartışılıcak ,anlatılacak konu çok vakit yok.Boş vaktiniz olduğu bir gün çocuk parkına gidip oynayan çocukları izleyin.Kendinizi görmeniz orada, size iyi şeyler hissettirebilir.Yüzünüze salıncak ve benzeri şeyler temas ettiyse bile uğrayın bence.Bu durum yüzünüzde oluşacak gülümsemeyi engellemez.Son olarak fotoğraf makinesini benimle paylaşan Ecem ÇELİK'e teşekkür ederim.
Farklı şeyler görmeye hazır olun.Önümüzdeki hafta görüşmek üzere...






4 Aralık 2009 Cuma

#18



Merhaba,bir haftalık aradan sonra yeniden beraberiz.Gündem gayet kalabalık.Basitçe sıralayacak olursam Euro 2008 turnuvası,Kristal'deki abla ile fotoğraf çektirme,onsekizincilerle fotoğraf çektirme,kepli-cüppeli fotoğrafların elime geçmesi,doğa ile biraz başbaşa kalmam ve nicesi ilerleyen satırlarda sizlerle.









İlk olarak Euro 2008 turnuvasından başlayayım.Turnuva kurban bayramının ilk günüydü.Kurban telaşı vesaire derken 14:40 gibi Erdek'teydim.Bayramlaştıktan sonra turnuva kısmına geçtik.Başlamadan evvel Robert ENKE için bir dakikalık saygı duruşunda bulunduk.Yiğit maça çok hızlı başladı.İlk maç çarpıcı bir sonuçla beni alt etti.Daha sonra durum yavaş yavaş şekillenmeye başladı.Yandaki fotoğrafa tıklayarak büyüterek sonuçları görme olanağına sahipsiniz.Sonuç olarak zevkli mücadelelerin ardından zafere ulaşan taraf ben oldum.Gayet seviyeli bir turnuva oldu.Yiğit' e böyle zevkli bir turnuva yaşattığı için teşekkür ederim.
Yiğit'in e-posta adresime yolladığı bayramda çektiğimiz fotoğrafı teknik bir sorun nedeniyle yayınlayamıyorum üzgünüm.








Diğer bir konu bu hafta Kristal'de çalışan abla ile fotoğraf çektirdik.Kendisi ile ilgilenme sebebim gülmeyi gerçekten bilen biri olması.Yüzünde sürekli bir gülümseme var.Günümüzde böyle insanlar bulmak gerçekten güç.Yaşamın onca sıkıntısı arasında yüzünde bir gram gülümseme (gülümsemenin birimi gram mı?)olan bir insan görmek gerçekten mutluluk verdi bana.Kendisi de sağolsun kırmadı fotoğraf çekme arzumuzu.Gülümsemesini görmek için Kristal'de bulabilirsiniz kendisini.Bu hanım ablamızın gülümsemesinin hiç bitmemesi dileğiyle.Bu arada bütün gün benim kahrımı çeken,söylediğim her lafı sineye çeken ve yine beni kırmayıp bu fotoğrafı da çeken Ecem Baykal'a teşekkür ederim ,tabii fotoğraftan yer alan Yiğit Eraslan,Ecem Çelik'e de.Merak edenler için söyleyeyim.Bahsi geçen kişi beyaz kazaklı bayandır.










Kepli fotoğraflarımız elimize ulaştı.İşin ilginci önceki haftalarda 'O fotoğrafları alın sizin burnunuzu koparırım'iddaasında bulunan Zübeyir Ç.'nin odasının yaklaşık üç metre ötesinde dağıtıldı fotoğraflar.Burnum hâla yerinde.Arkadaşlar bir ara birkaç vesikalık fotoğrafını hediye etmeyi düşündülerse de vazgeçtiler.


Yanda bir fotoğrafımı paylaştım.Bu yıllığa konulacakmış sanırım.Ne diyeyim hayırlı olsun.


Fotoğrafta oynandığını söylemeden geçmeyeceğim.Alt dudağımın altındaki birkaç sivilce görünümündeki birim ve birkaç tüy bilgisayarda yok edildi.Saf,montajlanmamış halimle B.a.l semalarındayım.Öğle araları beni inceleme fırsatına sahipsiniz.Bu arada benim montaj ne ki.Saç ekleme,diş beyazlatma ve benzeri değişiklikler yaptıran arkadaşlar aldığım duyumlar arasında.








Bilenler bilir.Onsekiz benim sevdiğim bir sayıdır.Bu okuldaki tercih sıram,okula giriş sıram,forma numaram...Hep bu sayıydı.Birkaç senedir hayal ettiğim bir durumdu onikinci sınıfa geçince benden sonraki onsekinci bulup fotoğraf çektirmek.Müdür yardımcımız Mesut Sır'ın da katkılarıyla bu kişilere ulaşabildim.Ve sağolsun bu isteğimi geri çevirmediler.Sağ baştan sayarsam 2006/2007 öğretim yılında:Doğukan SOLAKOĞLU
2007/2008 öğretim yılında:Elif ÇORLULU
2008/2009 öğretim yılında:Umut TUFAN
2009/2010 öğretim yılında:Öznur BALLI
Umarım bu durum gelenekselleşir.Ve alt nesillerdeki insanlar daha ayrıntılı ve eğlenceli içeriklerle buluşmalar sağlayabilirler.Düşündüğüm şeyleri uygulamak için vaktim kısıtlıydı.Sorun değil bir hatıra daha bıraktım sonuçta geride.

Daha söz etmek istediğim birçok şey var ama bu kadarı bile mucize.Çünkü vaktim çok kısıtlı.Haftaya okul çevresinde çektiğim fotoğrafları paylaşacağım.
Haftaya görüşmek üzere...

26 Kasım 2009 Perşembe

İŞTE O VAKİT GELDİ

Günlerdir,haftalardır beklediğimiz an geldi çattı.Yiğit ile haftalardır hayalini kurduğumuz o EURO 2008 turnuvasının günü geldi.O da yarın.Ben Hollanda'yı seçeceğim.O ise Yunanistan'ı.Söylediğine göre Yunanistan'ı başarıya ulaştırmadan bırakmayacakmış.Turnuva iskenderine olacak.

Yiğit bugün basına kapalı son antremanını yaptıktan sonra maç saatini bekleyecekmiş.Aldığım duyumlara göre Yiğit gayet sıkı çalışmış.Kadroda revizyona çıkmış.Bu sefer gayet iddaalı gözüküyor.

Turnuva yarın TSİ ile 14:30 da başlayacak.Maçın programına göre önceki haftalarda vefat eden Alman Milli Takımı'nın kalecisi Robert Enke adına bir dakikalık saygı duruşu yapacağız.Daha sonrasında kısa bir törenin ardında maçlara geçeceğiz.Bugün kuralar çekildi.İlk ben ev sahibiyim.Bu Yiğit için bir artı.

Daha önceki yazımda Ecem Çelik'in tribündeki yerini alacağından söz etmiştim.Kendisi yakalandığı grip dolayısıyla aramıza katılamayacak.Buradan ona sesleniyorum:Ah benim güzel kızım!Öyle şapkanı başına geçirmeden çıkarsan,rüzgara karşı yürürsen olacağın odur!Tak şapkanı işte.Bu sana ders olsun!Diğer fırçam çevredeki insanlara.Lütfen öksürürken ağzınızı kapayın.Belki de bu tüyü bitmemiş kızcağızı sizler hasta ettiniz.Lütfen daha özen gösterelim.


Turnuvada Yiğit'e başarılar diliyorum.Hepinize iyi bayramlar!Yakın zamanda yeni bir yazımla görüşmek üzere...

21 Kasım 2009 Cumartesi

Bayram Geliyor!

Merhabalar,bir hafta aradan sonra yeniden yazıyorum.Hatırlayacağınız üzere kep ve cüppelerin dağıtıldını belirtmiştim.İşte o kep ve cüppelerle pazartesi günü fotoğraf çekimleri yapıldı.Sıradandı ve nedense birçokları kendi benliklerini unutup başka benliklerle görüntüler verip öyle davrandılar.


Ben pek hazetmedim fotoğraf çektirmekten.Bir de öğrenciler Zübeyir Ç. tarafından fırçalandı.Rivayete göre fotoğraf için okula gelen görevliler boy boy fotoğraf verebilmek için para toplamışlar.Bu öğrencilere ben de dahilim.Eleman dedi 'Birkaç bir şey ver ki almaya niyetin belli olsun'.Ben de cebimdeki beş lirayı kapora mayetinde verdim.Bir haftayı biraz geçebilirmiş bu özel fotoğrafların elimize geçmesi.


Bu olayı takip eden günlerde huzur içinde öğrenim hayatımıza devam ederken din dersi ile karşılaştık.Dersin öğretmeni Zübeyir Ç. bize bir takım laflar söyledi.Bunlar arasında gerizekalı demeye getirdi bize ve yazıklar olsun sözcüklerini de duyduk.O bize emek harcıyormuş.Onun olduğu yerde böyle bir ticaret yapılamazmış.O fotoğrafları alırsak bak ne oluyormuş.Ya o adamın ya da bizim burnumuzu koparacakmış.Sanırım Mike Tyson'a özendi.Gerçi o kulak kopartırdı.Hayırlısı önümüzdeki günler heyecanlı şeylere gebe.


Sınavların ilk aşaması bitmek üzere.Gelen geçiyor,geçiriyor.İntikamımı alacağım o sınavlardan.Kanımı yerde koymayacağım.Fizik sınavı oldu.Beş olmayacak galiba Alper K.'nın gidişatlarına pek güvenmediğim için kafadan otuz puanımı sildim.



Bu kadar okul muhabbeti yeter.Kardeşim söyledi geçen hafta inanmadım.Biraz araştırınca doğruluğunu gördüm:Gorillaz Türkiye'ye geliyormuş.12 aralıkta Ankara'ya geliyormuş.Bilet fiyatı da sadece otuz lira.Hiçbir şey değil.Umarım gidecek imkana sahip olabilirim.
(Gorillaz'ın facebook hayran sayfasından aldım)

Bayram turnuvasına sekiz gün kaldı.Heyecanlı bekleyiş sürüyor.Dün bilgisayara karşı oynadım.5-2 yenilmekten kurtulamadım.


İrem Ülbe'nin doğum günüymüş dün.Kendisinin doğum gününü buradan kutluyorum.Tabi bu işin sıradan yanı.Hayatıma kattıklarını gösterme amaçlı birşey yapmayı düşünüyordum.Ama yapmadım vakit yoktu.Dün gece elektrik kesildi.(BAHANE).İleriki günlerde umarım böyle birşey yapabilirim.En azından mevzun olmadan yapacağım.


Bu hafta size http://www.gorillaz.com tavsiye edebilirim.Gayet eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.Grup üyelerin bulunduğu yerde dolaşma imkanınız var.


Haftaya görüşmek üzere...

14 Kasım 2009 Cumartesi

GİDİŞAT NANAY GÜLÜM NANAY

Başlıktaki gibi bir durumun içindeyim.Sınavlar birer birer tokatlarını atmaya başladı.Toparlanma sürecine girdim.Başlangıç sayılmasa bile onbir saat uyuduğumu belirtmek isterim.Sabah kalktım ve binbir laf işittiğim test kitaplarını düzene soktum.Aradığımı bulabiliyorum artık.

Gittigidiyor.com'dan satın aldığım The Legend Of Zelda Majora's Mask elime ulaştı.Bir heves oynayayım dedim.Uymadı.Meğerse NTSC kodlu imiş.Benim Nintendo 64'üm PAL kodlu.PAL ve Ntsc hakkında bilgiyi vikipedi den öğrenebilirsiniz.

Geri yollamak zorundayım oyunu.Ama satıcı GAMEMAN 1980 gayet ilgiliydi.Ben mağdur olmayayım diye elinden gelen çabayı gösterdi.Kendisine buradan teşekkür ediyorum.Gittigidiyor'da dükkanını ziyaret ederseniz ilginizi çekebilecek bir şeyler bulabilirsiniz.

Üstün Dökmen'in yeni kitabı çıkmış:Miyase'nin Kuzuları.Bu adresten ürünü sipariş edebileceğiniz gibi kısa bilgide alabilirsiniz:www.dr.com.tr

Bedük'ün yeni albümü GO bitmiş.Büyük ihtimalle 12 parçadan oluşacakmış.

Kusura bakmayın size söz verdiğim üzere maçlarla ilgili bilgi veremiyorum.Vaktim çok dar.Ama şunları söyleyebilirim.5-1 kazandık 9-B ile olan maçı.12 sarı kart çıkan maçta ben ve kaptan Sinan kırmızı kart gördük.10 TM ile olan maçta yokuz.Çeşmeden takip edeceğiz maçı.

Fizik sınavı kapıda Alper K.'ya kıllığına beş alacağım.

Bilenler bilir benim Yiğit Eraslan ile sanal alemde futbol kapışmalarımızı.Bayramda iskenderine EURO 2008 turnuvası var.Ecem Çelik de söylediğine göre tribündeki yerini alacakmış.

Kepler ve cüppeler dağıtıldı herkeste bir telaş bir telaş.Hayırlısı.Mühim olan o kepleri en uzak 5-6 yıl sonra göklerle buluşturabilmek.

Bu yazım çok kesik kesik oldu.Kusura bakmayın.Haftaya görüşmek üzere.Siz ders çalışın.Hep size diyorum.Bu sefer kendime diyeyim:DERS ÇALIŞ!

8 Kasım 2009 Pazar

İSTEYİNCE OLUYORMUŞ

Öğrencinin baş belalarından biridir sevmediği konular.Zorlandığı konuları sevmez;sevmediği konularda zorlanır.Ondan uzaklaşır.Kapağını açmaz o dersle ilgili kitabın.Birikir birikir bu bilgisizlik en sonunda öğrenci için büyük kayıp olur.

Benim için geçerli bu durum.Ama bunca yıllık öğrenci tecrübemle('Senin tecrübenden ne olur be ya?' diyebilirsiniz)söylüyorum ki böyle yapmayın.Ben gördüm ki biraz üstüne gitmeye başlayınca işin ne kadar kolay olduğunu; korkması gerekenin her ne kadar mümkün olmasa bile o dersin olduğunu görüyorsunuz.

Sonuç olarak yılmayın.Üstüne gidin.Kendinize o konuyu hallettikten sonra minik bir ödül verin.Merak edenler için söylüyorum:Benimki bir çok acılı çiğköfte dürüm.Çift lavaşlı,sadece marullu ve nar ekşili...

Sizlere şimdilik bu tavsiyede bulundum.Bu metini yazarken MGMT grubunun ELECTRIC FEEL parçasını dinledim.Hoş müzik yapıyorlar.Şubat ayında yayınlanacak olan Bedük'ün Let's GO albümünde şarkının Bedüksel halini dinleyebileceğiz.

Görüşmek üzere...

5 Kasım 2009 Perşembe

SINAVLAR BAŞLAMIŞ!

Kasım ayı,öğrenciler tarafından özellikle de ortaöğretim öğrencileri tarafından sınav ayı olarak bilinmektedir.Bu mühim sınavların başlangıç ayıdır bu.


Düzenli çalışan,günlük tekrar yapan öğrenci için aman da aman denilecek sınav olmaz bunlar.Ama benim gibi olma ihtimaliniz varsa boncuk boncuk terlemeye başlarsınız.


Ben başladım bu hafta sınavlara girmeye.Tabi siz bu eylemi yapan özne değişir de diyebilirsiniz.İngilizce,biyoloji ve matematik sınavları geçti.Yeni ve ürkütücü sınavlar kapıda ben ise biri gelir de bu yazıları okur umuduyla içinde her türlü besin molekülünün bulunduğu klavyenin tuşlarına basmakla meşgulüm.Ne için?Bilmiyorum...Bunu zaman gösterecek.

Değinmek istediğim bir diğer konu ise okul maçları.Erken başladı bu sezon.Sınıf takımında defans oynayacağım.Maç öncesi ve maç sonrası yayınlarımla sizlerle olacağım.Bu yayınlar ne mi olacak?Kısa röportajlar,rakip takımın değerlendirmesi,taktik dizilimi,zemin/hava koşulları,maçtan görüntüler saymak istediklerimden sadece birkaçı.

Yakın zamanda görüşmek üzere...

1 Kasım 2009 Pazar

BEKLENEN OLDU

Başlıkdan tahmin edebilirsiniz.Bilmiyenler önceki yazılarıma bakabilirler.Yaratıcı,özgün durum/ürünlerle karşınızda olmak için çabalıyorum.Ebeveynim ve gelecekteki hayallerim izin vermiyor.Tabi hayalim özgün ve yaratıcı olmak ise durum değişir.Belki de kişinin tek hedefinin bu olması gerekir.

Üzgünüm burada kesmek zorundayım saat 18:38 ve ellidört dakika olmuş kıraathanede hesap açtıralı.Gideyim eve yatayım.Siz evde denemeyin bunu.Ders çalışın!Devamı gelir belki yazımın.Gelmezse adres belli.

Sağlıcakla kalın.Dersinizi çalışın!

15 Ekim 2009 Perşembe

ZABITA BASTI

Merhaba,yayın hayatımda yeni yeni ilerlemeye başlamışken geçenlerde mekânımı zabıta(ebeveynim)bastı.Bu sene benim üniversite öğrencisi! olduğumu belirtip bilgisayarın dikkatimi dağıttığına kanâat getirdi.



Tutanağa göre bilgisayara el konuldu.Ve babaannemin bulunduğu eski apartmana gönderilmek üzere hazırlıklara başlandı.Bilgisayara el konulduktan hemen sonra zabıtalar soluğu Türk Telekom binasında almışlar.İnterneti kesmek için yaptıkları girişim onaylanmış.



Şu an diken üstündeyim bağlantı ha gitti ha gidecek gözüyle bakıyorum.Bu sahip olduğum bağlantı üzerinden yazdığım son satırlardır...


Haziranın ikinci haftasına kadar bu klavyeye el sürebileceğimi sanmıyorum.AMA okulun yakınındaki internet kıraathanesinden sizlere ulaşabilirim mümkün olduğunca.

Buradan görüşemezsek bile beni nerede bulacağınızı biliyorsunuz.Zaten bu yazıyı okumakla vakit kaybettiniz.Haydi gidin de test çözün.Siz üniversite öğrencisiymişsiniz!
(Fotoğrafı haberler.com sitesinden aldım.)

Mekânıma şimdilik kepenk indirdim.Daha doğrusu mühürlendi.En yakın zamanda görüşmek dileğiyle...

23 Eylül 2009 Çarşamba

BIRAKIN ARTIK BUNLARI YA

İnsanlar neredeyse varoluşlarından beri farklı olan şeylere yine farklı gözle bakmışdır.Her ne kadar önceleri merakla karşılansa da sonraları işin yüzü değişmeye başlamış farklı olan dışlanmaya başlanmıştır.





Farklı olanı dışlama güdüsünün öğrenilen mi yoksa içgüdüsel bir durum mu olduğunu bana soracak olursanız.Ben içgüdüsel olanın ağır bastığını söylerim.Diğer yönden incelemeye ilerleyen kısımlarda değineceğim.Mesela kaldırımda yürüyorsunuz.Yanınızdan geçen bir hanımın yüzünde herhangi bir yara var.Yine aynı kaldırımda bulunan annesi ile yürümekte olan beş-altı yaşlarındaki çocuk :'AAA!Anne teyzenin yüzüne bak!' diye işaret parmağınla bayanın yüzünü işaret ediyor.Çocuğun farklı olanı ayırt etmesi güzel bir durum.Bu içten gelen yalnızca insana özgü değil birçok canlıya bahşedilmiş bir yetenektir.Gelgelelim anneye.Anne hemen :'Şşşt!Ne yapıyorsun sen bakayım?Hiç öyle parmakla gösterilir mi?' der.Ayaküstü azar işitir çocuk.Ama anne daha evvel örneğin evden çıkmadan önce evladını tembihlediyse öyle insanlardan uzak dur diye çocuk temkinli olur.Öyle insanlardan uzak kalmaya ,farkında olmadan onları dışlamaya başlar.Bu davranış artık çocuğun temeline işlemiştir.Anne ve sizin de o bayanı parmakla göstermemenizin sebebi bu olabilir eğer her insanın eşit olduğu düşüncesi sizde yer etmemişse.


( bu resim mycclub.org adresinden alınmıştır)





Tarihe dönüp bakılırsa farklı olanın genellikle dışlandığı ancak farklı olana yol verildiği zaman bir ilerlemenin olduğu görülür.Gerçi farklı olan hiçbir zaman kendine inanıyorsa içine kapanmaz.Kendindeki yeteneği sergilemekten gurur duyar.

Teorik bilgilerden sonra asıl demem gereken yere geliyorum.www.facebook.com sitesinde ECEM BAYKAL'ın duvarına yazdığım yorum bazı kitlelerce hoş karşılanmamış olmakla beraber yazdığım yorum silinmiştir.Orada insan onurunu aşağılayacak hiçbir kelime yazılmamıştır.Günümüzde sizi leyleklerin getirdiğine inanıyorsanız ve insana ait olan özelleşmiş iki hücreyi AYIP karşılıyorsanız buyrun silin.Orada asıl silinmesi gereken TÜRKÇE'yi katleden, gösteriş olsun diye Q,W harfleri kullanıp,yazım kurallarından kendini mahrum eden ve CTRL+C ardından CTRL+V kullanılarak yazılan yorumlardır.


Yazımın sonuna geldim.Sizlere özgün,yaratıcı,farklı günler dilerim.Yeni yazılarımda buluşmak dileğiyle...

11 Eylül 2009 Cuma

FIFA 10 Demo İnceleme















Günlerdir yedim,içtim bugünü bekledim.Demoyu biraz zorlukla elde ettim.10 Eylül saat 23:47 sularından itibaren sürekli takipteydim.Bu sürekliliği belirli periyotlara indirgedim daha sonra 03:33 gibi baktım yine yoktu.Biraz araştırayım dedim kimi 10:00 da kimisi 12:00 gmt de yayınlanacak diyordu.(Az daha sabredin sadetle aramdaki mesafeyi azaltıyorum).Sonra 8:34 te baktım yine tık yoktu.Ama dershane vardı.









Dershanede vakit zor geçti.Sürekli düşünce içerisindeydim çıktı mı çıkıyor mu?Neyse son zili duyduktan sonra eve depar attım.Ama yine yok.İlerleyen saatlerde 17:35 gibi yerli bir forum sitesinde linkini buldum.Ohhhhh çektim elbet.Ancak bu ohhhhhh demonun 2,16 GB (gigabyte) olduğunu görene dek sürdü.Birçok oyunun tam sürümünden fazlaydı.Ama o kadar çile çekilmişti artık geri dönüş yoktu.FIFA 09 un demosu 767 MB (megabyte)tı.1 sezon içerisinde demonun boyutunun 3 katına çıkmasını sağlayan şey ne olabilirdi ki?Başladım indirmeye tam 6 saat 34 dakika sürdü.11 Eylül saat 01:40 gibi oyunun simgesi artık masaüstümde belirmişti.




















Oyunun simgesi 2010 Dünya Kupasında kullanılacak olan toptu.FIFA 06 dan beri süre gelen 06,07,08,09 un kırmızı renkle yazılarak oluşturulmuş basit simgeler terkedilmişti.Bende yenileğe simgeden başlanmış izlenimini uyandırdı.Demoyu açınca mavi fon karşılıyor bizi.Ekranın üst kısmında dil seçenekleri mevcut.Yine Türkçe'miz yok.Önümüzdeki sezonlarda görmek üzere...


















Oyundaki liglerde bu sezon pek değişiklik olmamış.Ama birkaç ligin eklendiği göze çarpıyor.Ben Rusya ve İrlanda Ligini farkettim.













Demoda yine bildiğimiz menü var.Demo olduğundan bazı seçenekler kısıtlı elbette.Geçen sezon 1 şarkı var dı bu sezon 3'lemişler.Demoda 6 takım seçebiliyoruz.Bunlar:Chelsea, Barcelona, Juventus, Bayern Munich, Marseille ve Chicago Fire.


Tek stad seçeneğimiz var.O da Wembley.Sadece gündüz oynayabiliyoruz.Ama kış özelliğini açıp kapama özelliği bizim terchimize bırakılmış.


Ben hemen Bayern'i seçip takım ayarlama menüsüne doğru yollandım.Yeni oyunda rakip takımın yıldız oyuncularını gösteriyor.Ve rakip takımın hangi yollarla atak yaptığının özeti gösteriyor takımızı ayarlama ekranında.Takım mantelitesi de daha ayrıntılı hale getirilmiş.Her taktiğin yapabildiği özellikler var yapamadığı özellikler var.Her türlü ayarı yaptıktan sonra maç başlıyor!


Maça başlayış önceki sezonlarda olduğu gibi.Bazı futbolcular hayal kuruyor.Biz de izliyoruz.Başlama düdüğünü duyduktan sonra paslaşmaya başladım.Eskisi gibi değil paslaşma.Verdiğiniz her pas yerini bulmayabiliyor.Ben daha yeni başladığım için birçok pasım kısa düştü.Oyun içindeki animasyonlarda da yenilikler olmuş.Mesela Ribery ile gol attım.Golün hemen sonrasında daha bir gerçekçi seviniyor.Öyle duraksamıyor 'Aaa top çizgiyi geçti.Ne yapayım?Sevineyim bari' gibi.Şutlar güzelleşmiş.Daha ağır,doygunlaşmış.Yalnız bilgisayar deli gibi oynuyor.Kullandığı serbest vuruşları görseniz.Nispet yaparcasına dandun atıyor.


Oyunda hava topları eskisi gibi kolay kapılmıyor.Rakibi ne zaman itekleyeceğinizi iyi kestirmeniz gerekiyor.Yine bir ilginçlik:Van Bommel göğüs kontrolüyle top alıyordu eline temas etti ve karşı takım serbest vuruş kullandı.


Del Piero benim ceza sahasına girince Van Buyten onu düşürdü.Penaltı oldu.Penaltılar değişik olmuşEğer kaleciyseniz kale arkası kamerasıyla görüyorsunuz görüntüyü.


Maçın ilerleyen kısımlarında Juventus oyuncu değişikliği yaptı.İNANAMIYORUM!!! O da ne?! HAKEM! Evet daha önce FIFA nın PC versiyonlarında eşi benzeri görülmemiş bir durumdu bu.Hakemin çizginin kenarında bekleyen oyuncuya sen bekle arkadaşın çıkmadan girme mânasındaki el hareketini görünce çok şaşırdım.Bununla da kalmıyor.Yan hakemler artık taçı kim kullanması gerekiyorsa bayraklarını o yöne doğru gösteriyorlar.
ÖZÜR DİLERİM VAKİT DARLIĞI NEDENİYLE YAZININ GERİ KALANINI TAMAMLAYAMADIM.NE KADAR İSTİKRARLI OLDUĞUMA VARIN SİZ KARAR VERİN.OYUN DEMO İDİ.BENİM BU YAZIMI DA DEMO OLARAK ALGILAMANIZI RİCA EDERİM.TAM SÜRÜM YAZILARIMLA SİZLERLE OLMAYA DEVAM EDECEĞİM...

1 Eylül 2009 Salı

merhaba

YAKINDA BURADA ÇEŞİTLİ KONULARDA GÖRÜŞLERİMİ BELİRTMEK ÜZERE YAZMAYA BAŞLAYACAĞIM.PEK YAKINDA...(gün vermek isterdim ama kesin bir tarih vermek mümkün değil.hem o tarihte burada okuduğunuz bu yazıdan başka birşey bulamadığınız vakit tepkinizi çekme ihtimalim var )


görüşmek üzere