1 Mart 2011 Salı

GEÇMİŞTEN NOTLAR

Merhaba,umarım keyifle vakit geçirebileceğiniz bir yazı olmuştur.

Birkaç sene önce denk geldiğim bir durumu sizlerle paylaşıyorum.Önce videoyu izleyin.Değerlendirmem hemen altında:
 
Şimdi reklamda gördüğünüz kızlarımız gördüğünüz üzere Asyalı.Rexona firması ise İngiltere kaynaklı bir deodorant firması.Buraya kadar pek bir şey yok gibi.Bilim Teknik Dergisi'nin Temmuz 2006 sayısında Deniz Candaş'ın kaleme aldığı 'Yaz geldi,terlemeye hazır mıyız?' başlıklı yazısında aynen şu ifade yer alıyor:

'Doğu  Asya ırklarında apokrin ter bezleri sayıca diğer ırklardan daha az.Bu nedenle,Doğu Asyalıların vücut kokuları çok daha hafif.Avrupalılarla ilk kez 17. yüzyılda karşılaşan Japonlar,kokularını çok ağır buldukları ve tereyağına benzettikleri için,ülkelerini ziyaret eden Avrupalılara ''bata-kusai''(tereyağı leşi) adını yakıştırmışlar.'

Ne düşünüyorsun?Sence bu bir intikam reklamı mı?


 Dikkat ettiniz mi?Hiç bir erkek berberinin panosunda 'kel adam' fotoğrafı yok.Hep saçlı,mavi-yeşil gözlü elemanlar.En olmadı Brad Pitt,Tom Cruise gibi ünlülerin fotoğrafları.Bazı bayan berberlerinin camında tesettürlü bayan fotoğrafı yer alıyorsa 'kel adam' fotoğrafının da panolarda yerini almaması için bir sebep yok bence.Haydi erkek berberleri,değişikliğe!

Esra Ceyhan,ben de nasıl bir iz bıraktıysa artık,ne zaman A'dan Z'ye yazısını okusam/duysam aklıma geliyor.


Size aklıma gelmişken 5 Haziran 2009'da Dünya Çevre Günü'nde tüm dünyada sinema,televizyon vb yollarla aynı anda gösterime girmiş bir yapımdan söz etmek istiyorum.'HOME(YUVA)'.2009'un yazında CNBC-E'de yayınlanmıştı.Bu dünyada çevremiz için hâla bir şeyler yapabileceğimizden eşsiz görsellerle söz ediyor.Filmle ilgili bilgi için vikipedi bağlantısı:  http://tr.wikipedia.org/wiki/Yuva_%28film%29

                     O kadar söz ettim.Filmi paylaşmadan olmaz.1 saat 33 dakika süren yapım vaktiniz iyi değerlendirmeniz için bir fırsat: Filmi izlemek için tıklayın

Bandırma'da iken arkeoloji müzesini ziyaret etme imkanı buldum.İlgimi çeken şeyleri fotoğrafladım.Ama sadece birini paylaşacağım.Hem burada paylaşmamın doğru olduğundan emin değilim hem de geri kalanı burada paylaşmak için beni tatmin etmedi.

                                                  (Nasıl kullanılıyor,hiç aklım almadı?)




Sırada paylaşacağım şeyler yine arşivimden.15 Ekim 2010'da Münir Özkul'u Selamlama Etkinliği'ne gitmiştim.Ayrıca Cem Dinlenmiş,Kaan Sezyum ve Serkan Altuniğne'nin imza günü vardı İstanbul'da.Bu vesilelerle İstanbul'daydım.Etkinliklere katıldıktan İstiklâl Caddesi'ni geçip yurda dönmeyi düşünüyordum ki.Ahaa!'Yunanistan Başkonsolosluğu'. 'Hasretim İstanbul' isimli bir sergi vardı konsoloslukta.Girdim içeriye.Dedektör mü her neyse ondan geçtim.Görevli 'Sprey var mı? dedi.Hayda!Ne spreyiydi ki bu?Çıkardım deodorantımı gösterdim.'Bu var' dedim.'Tamam,buyrun.' dedi.Herhalde boya spreylerinden söz ediyordu.Serginin konusu Türkiye'den çeşitli sebeplerle göç etmiş Rumlar.Girişin biraz ilerisinde salon vardı.Salonun çevresi panolarla donatılmıştı.Ortada ise perde kurulmuş.Birinci ağızlardan olayların anlatıldığı bir video vardı.İlgimi çeken kısım ,videodaki konuşmacıların Rum kökenli olmalarına rağmen Türkçe konuşup altyazının Yunanca olmasıydı.11 Fotoğraf çektim orada panodaki yazıları içeren.Ve hepsini yayınlıyorum buyrun.Alt yazısız,yorumsuz.Üzerilerine tıklayın,büyütün,daha iyi görün.Buyrun:












Yaşadığımız toprakların değerini bilmemiz için bir kanıt daha.Ara vapurda karşıya geçerken bazen düşünmüyor değilim 'Gerçekten bu şehirde yaşamayı hak ediyor muyuz?' diye.


Haberiniz olsun 5-13 Mart arası Bursa'da Tüyap Kitap Fuarı var.Etkinlikle ilgili bilgi için: http://www.tuyap.com.tr/webpages/bursakitapfuari/index.php


Bu yazıda bir şeyler çizmedim.Ama size geçtiğimiz günlerde vefat eden karikatür ustası İsmail Gülgeç'den söz edeceğim.Benim kendisi ile tanışmışlığım veya konuşmuşluğum yok.Onunla,Bandırma'da bir kitapevinden çok daha fazlası olan(kırtasiye vs olarak değil ortam ve sohbet açısından) Ozan Sanatevi'nin duvarında ve kitap ayraçlarında karşılaştım.Bazen Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinden takip ediyordum kendisini.Bazense Ozan Sanatevi'nin sahibi Rahmi Ağabey(Rahmi Akdaş) ile sohbetlerimizde onun adı geçiyordu.

(Rahmi Ağabey'in ricası üzerine İsmail Gülgeç'in çizdiği karikatür.Rahmi Ağabey'in facebook sayfasından aldım karikatürü)




Rahmi Ağabey'e rica ettim İ.Gülgeç ile bir anısını anlatmasını.Sağolsun beni kırmadı.Bundan sonra okuyacağınız kısım tamamen Rahmi Ağabey'in yazıp bana gönderdiği metindir.Bir daha ki yazımda görüşmek dileğiyle.Baş baş.



'Cumhuriyet'in sahipleri arasında çıkan ihtilafın ardından,İ.Selçuk,U.Mumcu,H.V.Velidedeoğlu vd."ağır abi"lerin yanısıra birçok yazar ve sanatçıyla birlikte gazeteden ayrılanlar arasında İ.GÜLGEÇ de vardı.Ortak karar,ya hep birlikte döneriz ya da ayrı bir gazete kurarız şeklindeydi.Bu esnada,ayrılanları destekleyen okurun boykotu nedeniyle;H.Cemal,E.Uşaklıgil yönetimindeki Cumhuriyet'in tirajı dibe vurmuş vaziyetteydi.
Ağır hasta olan Hıfzı V.V.'nun tedavi giderlerini karşılayabilmesi için,Milliyet'te yazmaya ikna edildiği sıralarda,hiç de maddi sıkıntıları olmadığı halde,ayrılan arkadaşlarından habersiz olarak;O.Akbal ve A.Sirmen'in de Milliyet'te "köşe kapmasından"sonraki 'ayrılanlar toplantısında'A.S.'e .'utanmaz ......,burada bebeğine süt alamayan arkadaşlar sözlerine sadık kalıp iş aramazken,bunu nasıl yaparsın! diye ortak hissiyatı okkalı küfür eşliğinde dillendiren İ.GÜLGEÇ'in üzerine yürümeye kalkan A.S.'i herkes "altı okka"yapıvermişti.Bu davranışı,sevgili GÜLGEÇ'in şövalye ruhunu yansıtan pek çok örnekten yalnızca biriydi şüphesiz.
O,hiçbir haksızlığa "gülüp geçmez"di.Hatırası yolumuzu aydınlatsın,hayatı hepimize örnek olsun.'




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder