Market/bakkaldan Pringles alınıyorsa
cips aldım diyeni görmedim.Pringles'ın 'Pringles' olduğu
vurgulanır.Paprikalı olanı vazgeçilmezim olduğunu da
vurgulayayım.
Atv'de Arabalar filmi vardı.Daha önce
izlememiştim,bakıyordum.Neyse birden RTÜK'ün tek gözlü canavarı
geldi ekrana.'Haydi Çocuklar Uykuya' diyor.Ya Allah Aşkına,saat
daha 21:30.Onu bırak Tv'de çocuğun ilgisini çekebilecek bir yapım
olsun ve sen 'yat uyu bakayım' de.Anne, Rtük canavarından
çok korkuyorum,bu akşam aranızda yatabilir miyim?
(Nasıl bir şey bu ya,yüzünden nur akıyor adeta)
Lisede sevgililik yaşayanlar şu an
bildiğin evli insan yaşamı sürüyorlar.Bunu resmi olarak evli
olan insanların bekarlara karşı olan yaklaşımının aynısını
kendimde hissettiğim için söylüyorum.Benim kendi açımdan
değiştirebileceğim bir şey yok.Çevredeki ilişki
ihtimallerinden,olaylarından,entrikalarından epey haberdar oldum.Bu
açıdan teoriğim iyi.Ama benim kafamda laboratuvar yok.
Pendik'te staj için
bulunduğum sırada şaşırdığım noktalardan bir tanesi martılar
oldu.Martılar kedi,köpek gibi bahçelere giriyor ,bahçelerde
uyuyordu.O bir yana sabah yediye kurduğum saatten yaklaşık iki
saat önce uyanmama sebep oluyorlardı.O saatte konuşacak ne
buluyorlar bilmiyorum.Uyku gidiyor zaten beşte uyandıktan sonra.İlk
zamanlarda 'Bir susun be,bir susun be' diye yatakta sinirli bir halde
dönüyordum.Sonra düşündüm belki de biz de onların uykularını
pek çok kez kaçırmıştık.Şehirde trafik olsun,curcuna
olsun.Tamamen bize mi ait mi bu dünya?Sen binalar dike dike hayvanın
yaşam alanını kapat,sonra 'ne ses yaptılar' de.Vapurdan simit
atarak pek gönül alacağımızı sanmıyorum.
(Pendik'te kaldığım ev,Sabiha Gökçen'in dibindeydi.Sikkofield yazısının etkisinde bir kare.Yapay 11 Eylül-Uçak çarpması(!))
Misafirlikten sonra eve
dönüşte merdivenlerden çıkarken babam tarafından kucakta
taşındığım yıllar...Bir akşam misafirlik dönüşü almadı
babam beni kucağına.Ben halbuki taşınma kaygısı taşımadan
uykuya iyice açmıştım kollarımı.Sonra dedi babam 'koca adam
kendi çıksın' . Hey,merdivenleri ben mi çıkacakmışım.Ama
misafirlikten geldik,hani benim uykum var.Hani hafifçe yatağa
bırakıldıktan sonra sonra üstüm çıkarılacaktı.S.... lan
Richie Rich misin sen deyip akışı bozmayın.
Almadı o gece babam beni
kucağına.Çok zordu o halde basamakları çıkmak,üstü başı
soyunup yatağa geçmek.
Olsun babam belki o akşam
yorgundu.Bir dahaki sefere alırdı beni.Almadı..Ben her arabayla
evin önüne gelince,hep bekledim gözü yarı açık bir halde
kucağa kadar bir yükselti kazanmayı,olmadı.
Önce sırta alınmalar
bitti,sonra misafirliğe gitmeler,en sonda birbirini
görmeler.Birbirimizi senede bir ay ya görüyor ya
görmüyoruz.Olsun.Meğerse o annemi,kardeşimi,beni hepimizi
merdivenlerden yukarıya taşıyormuş farkında değilmişim.
Baba,iyi ki varsın.
İlaç alacaktım
geçen,gündüz almayı öteleye öteleye nöbetçi eczaneye kaldım
mı?Saat altıya çeyrek var.Eczaneyi buldum:'Sıhhat Eczanesi'
Camına kocaman yazmışlar 'NÖBETÇİ ECZANEYİZ' diye.İyice
yaklaştım cama.İçeride kimseler göremedim.Sonra dikkat edince
içeriden kapıya doğru bir kablo uzandığını farkettim.Cama bir
delik açılmış ve ucunda bir kapı zili yerleştirilmişti.Demek
uyuyordu eczacı.Alacağım ilaç o kadar acil sayılmazdı.Basit bir
ağrı kesici.Şimdi bassam zile 'Bir ağrı kesici için mi
uyandırdın beni?' bakışı ile karşılaşmak istemedim.Eczacının
o camına 'Uyandırmaya kıyamadım' yazmayı düşündümse de
yanımda ne kalem-kağıt-bant ne de kırmızı ruj vardı.Eve
ilaçsız bir halde pedalı bastım...
(Zayıflatıcı hapların ve çamaşır bile yıkayabilen cep telefonlarının satışının yapıldığı kanalların arasında kendisine 'sözde vahiy' gelen adamı buldum.BKZ: http://www.yazidankoparsanizdiyelinkisonraverecegim.com)
Gidenin,gittiği yerde
zorlanacağı,yeni ortama ve yeni insanlara alışmasının zor
olacağı kalanlar tarafından uydurulmuş bir avuntudur bence.Kalana
daha çok koyar bu durum.Çünkü artık kalan,masada az önce oturan
kişinin boşluğuna bakakalır.Çünkü giden artık orada
değildir,gitmiştir... Akıllarda o keyif,tatlı
gülümsemeler,kulaklarlar o kahkahalar kalır yalnızca kalanda.
'A tabi canım ya.Evet
ya.Hep görüşelim deniyor,görüşülmüyor.Kesin görüşürüz bu
sefer.Haberleşiriz' cümlelerini içeren telefon görüşmelerinin
sonucunu tahmin edersiniz ki buraya taşıdım.Biz ne ara bu kadar
büyüdük de,bu kadar meşgul olduk,ne zaman verdiğimiz sözleri
tutamaz olduk,ne zamana kadar hep aranan insan olmayacağımızın
farkına varacağız? Vefa,bir semt ismi ve bir boza markası olarak
kalmasın dostlar.
Televizyonda ilginç bir kare yakalamak çok zor bir şey değil,çünkü her an ilgiyi çekecek bir şey koyabiliyorlar oraya.Koltuk fırlatanından tutun da tokat atanına kadar nicesi.Ama bu denk geldiğim görüntü başka bir durum.
(Üstteki yazıyı 'Gaziantep'te iki kardeş arazi almaya gittiler,arazi oldular' diye yazmamak için reji ya çok zorlandı ya da benim içim fesat)Staj zamanı çay arasında gazeteye bakarken hiç bakmadığım sayfalara bakmaya başladım.İş ilanları,taziye mesajlarına bakıyordum.Sonra ne ilginçtir ki bu ilana denk geldim.
(Buradan açıklama yapmak gerekirse.Anlaşılan tek 'Dodo' ben değilim. Ben olsam bile 'İpek Kıraç' gerçekten seni tanımıyorum)
Bir yerlere,birilerine kavuşmak için gün sayıyoruz ancak kavuştuğumuzda geçireceğimiz dakikalar sayılı.
Erkeğin karşı cinse
karşı umudu,karşı cinsin cümle aralarına 'arkadaş,dost,kanka vb.'
sözcüklerini ustalıkla yerleştirinceye kadardır.
Yazılar hazırdı.Ama görüntüleri toparlamak zaman aldı.Ağustos başında okuyabileceğiniz bir yazı eylül ortası ancak hazır oldu.Keşke yaz Oceana'nın dediği gibi olsaydı:




