12 Eylül 2012 Çarşamba

EYLÜLDE GEL

Market/bakkaldan Pringles alınıyorsa cips aldım diyeni görmedim.Pringles'ın 'Pringles' olduğu vurgulanır.Paprikalı olanı vazgeçilmezim olduğunu da vurgulayayım.





Atv'de Arabalar filmi vardı.Daha önce izlememiştim,bakıyordum.Neyse birden RTÜK'ün tek gözlü canavarı geldi ekrana.'Haydi Çocuklar Uykuya' diyor.Ya Allah Aşkına,saat daha 21:30.Onu bırak Tv'de çocuğun ilgisini çekebilecek bir yapım olsun ve sen 'yat uyu bakayım' de.Anne, Rtük canavarından çok korkuyorum,bu akşam aranızda yatabilir miyim?
                                         (Nasıl bir şey bu ya,yüzünden nur akıyor adeta)


Lisede sevgililik yaşayanlar şu an bildiğin evli insan yaşamı sürüyorlar.Bunu resmi olarak evli olan insanların bekarlara karşı olan yaklaşımının aynısını kendimde hissettiğim için söylüyorum.Benim kendi açımdan değiştirebileceğim bir şey yok.Çevredeki ilişki ihtimallerinden,olaylarından,entrikalarından epey haberdar oldum.Bu açıdan teoriğim iyi.Ama benim kafamda laboratuvar yok.


Pendik'te staj için bulunduğum sırada şaşırdığım noktalardan bir tanesi martılar oldu.Martılar kedi,köpek gibi bahçelere giriyor ,bahçelerde uyuyordu.O bir yana sabah yediye kurduğum saatten yaklaşık iki saat önce uyanmama sebep oluyorlardı.O saatte konuşacak ne buluyorlar bilmiyorum.Uyku gidiyor zaten beşte uyandıktan sonra.İlk zamanlarda 'Bir susun be,bir susun be' diye yatakta sinirli bir halde dönüyordum.Sonra düşündüm belki de biz de onların uykularını pek çok kez kaçırmıştık.Şehirde trafik olsun,curcuna olsun.Tamamen bize mi ait mi bu dünya?Sen binalar dike dike hayvanın yaşam alanını kapat,sonra 'ne ses yaptılar' de.Vapurdan simit atarak pek gönül alacağımızı sanmıyorum.



 (Pendik'te kaldığım ev,Sabiha Gökçen'in dibindeydi.Sikkofield yazısının etkisinde bir kare.Yapay 11 Eylül-Uçak çarpması(!))

Misafirlikten sonra eve dönüşte merdivenlerden çıkarken babam tarafından kucakta taşındığım yıllar...Bir akşam misafirlik dönüşü almadı babam beni kucağına.Ben halbuki taşınma kaygısı taşımadan uykuya iyice açmıştım kollarımı.Sonra dedi babam 'koca adam kendi çıksın' . Hey,merdivenleri ben mi çıkacakmışım.Ama misafirlikten geldik,hani benim uykum var.Hani hafifçe yatağa bırakıldıktan sonra sonra üstüm çıkarılacaktı.S.... lan Richie Rich misin sen deyip akışı bozmayın.

Almadı o gece babam beni kucağına.Çok zordu o halde basamakları çıkmak,üstü başı soyunup yatağa geçmek.

Olsun babam belki o akşam yorgundu.Bir dahaki sefere alırdı beni.Almadı..Ben her arabayla evin önüne gelince,hep bekledim gözü yarı açık bir halde kucağa kadar bir yükselti kazanmayı,olmadı.

Önce sırta alınmalar bitti,sonra misafirliğe gitmeler,en sonda birbirini görmeler.Birbirimizi senede bir ay ya görüyor ya görmüyoruz.Olsun.Meğerse o annemi,kardeşimi,beni hepimizi merdivenlerden yukarıya taşıyormuş farkında değilmişim. Baba,iyi ki varsın.






İlaç alacaktım geçen,gündüz almayı öteleye öteleye nöbetçi eczaneye kaldım mı?Saat altıya çeyrek var.Eczaneyi buldum:'Sıhhat Eczanesi' Camına kocaman yazmışlar 'NÖBETÇİ ECZANEYİZ' diye.İyice yaklaştım cama.İçeride kimseler göremedim.Sonra dikkat edince içeriden kapıya doğru bir kablo uzandığını farkettim.Cama bir delik açılmış ve ucunda bir kapı zili yerleştirilmişti.Demek uyuyordu eczacı.Alacağım ilaç o kadar acil sayılmazdı.Basit bir ağrı kesici.Şimdi bassam zile 'Bir ağrı kesici için mi uyandırdın beni?' bakışı ile karşılaşmak istemedim.Eczacının o camına 'Uyandırmaya kıyamadım' yazmayı düşündümse de yanımda ne kalem-kağıt-bant ne de kırmızı ruj vardı.Eve ilaçsız bir halde pedalı bastım...


 (Zayıflatıcı hapların ve çamaşır bile yıkayabilen cep telefonlarının satışının yapıldığı kanalların arasında kendisine 'sözde vahiy' gelen adamı buldum.BKZ: http://www.yazidankoparsanizdiyelinkisonraverecegim.com)




Gidenin,gittiği yerde zorlanacağı,yeni ortama ve yeni insanlara alışmasının zor olacağı kalanlar tarafından uydurulmuş bir avuntudur bence.Kalana daha çok koyar bu durum.Çünkü artık kalan,masada az önce oturan kişinin boşluğuna bakakalır.Çünkü giden artık orada değildir,gitmiştir... Akıllarda o keyif,tatlı gülümsemeler,kulaklarlar o kahkahalar kalır yalnızca kalanda.



'A tabi canım ya.Evet ya.Hep görüşelim deniyor,görüşülmüyor.Kesin görüşürüz bu sefer.Haberleşiriz' cümlelerini içeren telefon görüşmelerinin sonucunu tahmin edersiniz ki buraya taşıdım.Biz ne ara bu kadar büyüdük de,bu kadar meşgul olduk,ne zaman verdiğimiz sözleri tutamaz olduk,ne zamana kadar hep aranan insan olmayacağımızın farkına varacağız? Vefa,bir semt ismi ve bir boza markası olarak kalmasın dostlar.




Televizyonda ilginç bir kare yakalamak çok zor bir şey değil,çünkü her an ilgiyi çekecek bir şey koyabiliyorlar oraya.Koltuk fırlatanından tutun da tokat atanına kadar nicesi.Ama bu denk geldiğim görüntü başka bir durum.
(Üstteki yazıyı 'Gaziantep'te iki kardeş arazi almaya gittiler,arazi oldular' diye yazmamak için reji ya çok zorlandı ya da benim içim fesat)


Staj  zamanı çay arasında gazeteye bakarken hiç bakmadığım sayfalara bakmaya başladım.İş ilanları,taziye mesajlarına bakıyordum.Sonra ne ilginçtir ki bu ilana denk geldim.

(Buradan açıklama yapmak gerekirse.Anlaşılan tek 'Dodo' ben değilim. Ben olsam bile 'İpek Kıraç' gerçekten seni tanımıyorum)




Bir yerlere,birilerine kavuşmak için gün sayıyoruz ancak kavuştuğumuzda geçireceğimiz dakikalar sayılı.



Erkeğin karşı cinse karşı umudu,karşı cinsin cümle aralarına 'arkadaş,dost,kanka vb.' sözcüklerini ustalıkla yerleştirinceye kadardır.



 Yazılar hazırdı.Ama görüntüleri toparlamak zaman aldı.Ağustos başında okuyabileceğiniz bir yazı eylül ortası ancak hazır oldu.Keşke yaz Oceana'nın dediği gibi olsaydı: