Merhaba,yeni fikirlerle buradayım.Yaklaşık iki aydır dişe dokunur bir şey yayınlamıyordum.Araya yaşam koşuşturmacası girince ara vermek zorunda kaldım.Tabi bu sırada boş durmadım.Gözlemler,araştırmalar yaptım.Tek tek açıklamak yorar ve sıkar.Yayınlayacağım başlıklarda zaten karşılaşacaksınız.
Hazırladığım tanıtım videosunda yer alan,katkıda bulunan benden güvenlerini esirgemeyen tüm arkadaşlarıma teşekkürler.Videoda yer almayanlardan özür dilerim.Sınırlı kişi vardı ve ayaküstü görüp de söyleyebildiklerim yer aldı genelde.Daha geniş çaplı şeyler olur umarım ileride.
İlk yazdığımda yakınımdaki insanlara okutma,dinletme imkanı bulmuştum.Buradan sunmamın hoş olacağını düşündüm.Tekrar okuyacaklara ise bir hatırlama fırsatı;)
Kumsalda ne olmuştu?BKZ:23 AĞUSTOS, Kopyala Yapıştır başlıklı yazım.
Minik bir hatırlatma…Kumsal kendini terk edenler için rüzgardan yardım istemiş.Rüzgar da onu kırmayarak esmiş ve kum taneciklerini birbirine katarak birkaç gün öncesine kadar keyifle misafir ettiği ayak izlerini yok ettirmiş.Sadece benim ayak izlerim var şu anda.
Ve olayların geçtiği zamana gidiyoruz...
Kaç gün olmuştu?Kaç hafta?Takvimler ekimi mi gösteriyordu?Üzerimde artık o hareketlilik yoktu.Bıraktılar galiba beni.Göçmen kuşları yol almaya hazırlanırken görünce,artık hazirana kadar dönmeyeceklerine kadar kanaat getirdim.
Hani nerede o üzerimi minik,meraklı,deniz suylu elleriyle kurcalayan çocuklar?Nerede onlara dikkat etmeleri için sürekli uyaran ebeveynleri?Nerede mısırcı,kağıt helvacı,falcı,simitçi?Tabii ya,satacak kimse kalmayınca onlar da gitmişti.Ne güzeldi o günler.Daha sabahın köründe yaşlı insanların üzerimdeki kum taneciklerine basarak denizi tadarlardı.
Öğlen sıcağı oldu mu,üstümde sıçrayan ayakları hissederdim.Niye mi sıçrarlardı?Çünkü güneş iliklerime kadar işlerdi.Aslında niyeti kötü değildi.Sadece ona güvenerek soluğu dışarıda alan insanlara 'Merhaba!' demek istemişti.
Artık o da ısıtamıyor beni.Hem ısıtsa ne olur ki?Üzerimde eğlenen,mutlu olan insanlar olmadıktan sonra.Deniz bile umutsuzca okşuyor bedenimi.Birbirimizi teselli edecek halimiz bile yoktu,terkedilmiştik.
Ara sıra minik ziyaretçilerim olmuyor değil:Birkaç kedi ve köpek.Yazık,onlar da bir parça yemek bulurum diye üstümü arıyorlar.Sanırım onlar da farkındaydı terkedildiklerinin.Ama bence kedilere koymaz bu durum.Çünkü onlar hala evcilleştirilememişlerdir.Bir köpeği istediğin gibi eğitebilirsin ama kedi başına buyruktur ve hayata karşı bir duruşu vardır.
Geçenlerde birkaç kuşun aralarındaki konuşmayı kulak misafiri oldum.Sıcak ülkelere gideceklerinden söz ediyorlardı.Bir an onlara imrendim.Ne güzel kanatları vardı.Uçabiliyorlardı.Özgürlerdi.Ya ben?
Buruk bir gülümse kapladı yüzümü.Ben gidebilir miyimdim,uçabilir miydim?Gidebilir miydim sıcak ülkelere?Gidip 'Ey insanlar,ben geldim!'diyebilir miydim?
Hayır...İki kanat gerekti bana.Keşke biri gelse de üzerime iki kanat çizse.O zaman uçabilirdim!
Kimi kandırıyorum ki?Uçmak senin neyine?Sen kimsin ki?Otur oturduğun yerde.Zaten değer verseler beni de götürürlerdi.Bir şeyler yapmalıydım.Ben gidemiyordum.Ama onlar gidebiliyordu.Benim tek hareketim birkaç kum taneciğimin rüzgarla uçuşması. O da rüzgar eserse...
Bir sabah seslerine uyandım.Son hazırlıklarını yapıyorlardı.Şimdi tam zamanıydı.Seslendim onlara doğru'Hey!'dedim.Sesin nereden geldiğini anlayamadılar.Belki de farkında bile değildiler orada olduğumun.Neden sonra bir tanesi yanıt verdi:'Ne var,ne oldu?'
Burada kestim.Devamı yazılı olarak yok.Yazar mıyım onu da bilmiyorum.Ama yazarsam sizden sakınmam.
Aklıma gelen,geçmişten aklımı kurcalayan bir durumu sizlerle paylaşıyorum.Aylardan temmuz arkadaşlarımla beraber sahil kenarında laflıyorduk.Bir kaç köpek de vardı çevrede.Köpeklerden biri, hızlıca hareket eden hamamböceği gördü.Korktu ve silkinerek birkaç adım adım geri kaçıldı.Ben de 'Ühhhh!Böcekten korkuyorsun,utan!' dedim.Oradan geçen bir genç kız da bana 'Köpekle konuşuyorsun,kendinden utan!' dedi.Bir şey demedim.Diyebileceğim şeyler kafamdan geçti.Hazır cevap olmadığıma şahit olduğum anlardan biriydi.O durumda ne diyebilirdim bilmiyorum.Yorum sizin...
Geçen hafta Dilara ile İstanbul'da Erler Film ve belediye işbirliği ile açılan Sinema ve Tiyatro Müzesi'ne gittik.Fotoğraf vs herhangi bir görüntü alımına müsaade etmediler maalesef.Ama gayet hoş vakit geçirdiğimi söylemeliyim.
1949 yılına ait bir reklam ilanı dikkatimi çekti,aynen şöyle yazıyordu:'Kukla seven sayın müşterilerim,sünnet düğünleri ve baloların birinci eğlencesi olan KUKLA yavruları ve büyükleri kahkaha ile güldürür hayrette bırakır.Emirlerinizi [5] gün evvel saygı ile rica ederim.Kukla Sanatkarı Ali Vural-Mahdumu Eşref. Fiatı 1Kr'
O eski filmlerin afişleri,1930 yapımı film makineleri,aklınıza gelebilecek bütün film artistleri ile karşılaşabilirsiniz.O insanların fotoğrafları ile de karşılaşmak mümkün.Şunu söyleyebilirim ki o fotoğraflara bakınca o insanların gerçekten dost olduklarını görebiliyorsunuz.Günümüzdeki gibi sahte gülüşlerden,günübirlik dostluk yanılsamalarından arınmış insan yüzleri ile karşılaştım o fotoğraflarda.4 katlı müzede zemin katta balmumu heykelleri var ünlülerin.Hepsini söylemeyeceğim ama Hafize Ana(Adile Naşit)yı elinde zili ile görmeniz mümkün.Tatilde vaktiniz varsa kaçırmayın derim.İstiklal'de müze.
İstiklal Caddesi'nde ilerlerken bir kalabalıkla karşılaştık.Bir grup oturmuş,ellerinde yazılı fotoğraflar tutuyorlardı.Diğer grup ise sonradan biz de onlara katıldık ki izleyici kesimdi.Gözaltına alınıp sonrasında kaybolan yakınları için toplanmış insanlar oradaydılar.3 kişinin konuşmasını dinledik.Bir bayanın konuşması sırasında sarf ettiği cümle benim aklıma kazındı:'Sizin hiçbir yakınınızın,akrabanızın,dostunuzun evden çıktıktan sonra hiç dönmediği oldu mu?'.Dilara o anları yakaladı:
(Hiç bitmemiş sanki umutları.Hâla bulabileceklerine inanıyorlar.)
(Belki hiçbir yakını kaybolmamıştı.Ama o,bir insanın kaybolmasının endişesi içindeydi.)
Tatildeyken daha fazla televizyon izleme olanağı buldum.Hani her ulusal kanalın nasıl haber programı var ise Dest-i İzdivaç programları da o kıvama ulaşmış.Evlenecek ne kadar çok insanımız varmış.Şimdiye kadar çoktan toplum ahlakını bozuyor ve benzeri bahanelerle kaldırılmış olması gerekirdi bu programların.Ancak tahminime göre 'EN AZ ÜÇ ÇOCUK' teorisini desteklediği için hala önümüzde bu programlar.Ki sayıları da her geçen gün artıyor.Yakında programdan programa kız verme alma olayları olursa hiç şaşırmam.
Greenpeace'in Seninki Kaç Santim kampanyasını duymuşsunuzdur.Ben de bu konuyla ilgili bir şey çizdim.Greenpeace'e de gönderdim.Bakalım değerlendirmeleri nasıl olacak?
(Bilgisayarda düz burada yan gözüküyor.Anlamadım.Kafayı sola doğru 90 derece çevirseniz sevinirim.Yakında düzeltirim umarım.)
Sina Bayram ile bir konuşmam da türettiğim söz grubunu sizlerle paylaşmak istedim:Ayran içtik ayrı düştük,gazoz içtik yatağa düştük.
Pardus 2011 çıktı!Diyebilirsin Pardus ne diye?Pardus ücretsiz,güvenilir,hızlı bir işletim sistemidir.
Pardus'u şuradan ücretsiz bir şekilde indirebileceğin gibi http://www.ozgurlukicin.com/indir/, şuradan da http://www.ozgurlukicin.com/dvdgonder/ sadece kargo ücreti 2,71 Tl yi ödeyerek evine getirtebilirsin.Ben getirttim bile;)
Yazının sonuna gelirken aklımdaki eski bir ezgiyi paylaşayım:
http://www.youtube.com/watch?v=DcC2NHzPfqk
Bir dahaki yazımda görüşmek üzere...
Baş baş
http://www.youtube.com/watch?v=DcC2NHzPfqk
Bir dahaki yazımda görüşmek üzere...
Baş baş